MILLIYETCI GENCLIK
8. August 2006Ülkücülük batý dillerinden dilimize giren idealistlik kelimesiyle ayný olan bir anlam belirtmektedir. Ülkücülük veya idealizm insan kafasýnýn içinde elde edilmesi, varýlmasý en mükemmel, en güzel, kendisini mutlu edecek hedeflerin tasarlanmasý ve bu hedeflerin gerçekleþtirilmesi için arzu gösterilmesi ve çalýþýlmasý anlamýný taþýr. Ýnsanlar arasýnda idealistler yetiþmeseydi insanlýk bugün dünyayý aydýnlatan birçok geliþmelerini, birçok alanlardaki yükseliþlerini saðlayamazdý. Her gerçek, her fikir önce insanlarýn kafasýnda bir hayal olarak doðar. Ýnsanlar hayal ederler. Hayal kurarlar. Bu hayalleri kendileri için iyi olan, kendilerinin özledikleri, elde etmekle mutluluk duyacaklarý birtakým istekleri, birtakým özleyiþleri belirtir. Ýnsanlar hayalleriyle büyük ölçüde insan olurlar. Ýnsanlar hayalleriyle diðer canlýlardan bir ayrýcalýk gösterirler ve gerçekten insanlýk vasfýný kazanmýþ olurlar. Ýþte ülkücülük de yani idealizm de insanlarýn ve insan topluluklarýn kendileri için varýlmasý mutluluk saðlayacak, varýlmasýyla en geliþmiþ, en yükselmiþ bir durum saðlayacak, bir hayalin düþünülmesi ve insan beyninde tasarlanarak þekillendirilmesidir.
Her toplumda idealistler vardýr, ülkücüler vardýr ve ülkücülerin, idealistlerin bulunuþu toplumlar için bir saadettir; büyük bir talihtir! Türk milleti için bizim düþündüðümüz ülkü nedir? Türk milleti için tasarladýðýmýz ideal nedir? Her þeyden önce Türk milletinin ahlâkta, maneviyatta, insanlýk duygularýnda en yüksek seviyede bulunmasý, yaþamasý ve ilimde, teknikte dünyanýn en ileri gitmiþ varlýðý hâline gelmesi ve ekonomik açýdan kalkýnmýþ, tarýmýný modern tekniðe göre geliþtirmiþ ve modern sanayii kurulmuþ, refahlý bir toplum hâline gelmesi, Türk toplumu için bir Türk milliyetçisinin düþüneceði ülkünün esaslarýndan mühim bir kýsmýný teþkil etmektedir. Türk milliyetçiliðini, ülkücülüðünün sýnýrlarý içinde sade bunlar mý vardýr? Sade bunlar deðil baþka düþünceler, baþka hedefler de vardýr. Bu hedefler Türk milletinin hiç kimseden merhamet dilenmeyecek bir duruma gelmesi, kendi gücüyle ayakta duran, kendi gücüyle varlýðýný koruyabilen ve sözünü dünyanýn her yerinde saydýrabilen bir varlýk hâline gelmesi düþüncesidir.
Bunun yaný sýra Türk milletinin haklarýný her zaman dünyaya tanýtabilmesi, dünyaya duyurabilmesi düþüncesidir ve bunun yaný sýra bütün Türklerin kölelikten, yabancýlarýn buyruðu altýnda yaþamaktan kurtulmalarý ve Self Determination, yani kendi mukadderatýna kendilerinin hâkim olmasý kutsal prensibine göre, hepsinin baðýmsýz hâle gelmeleri, baðýmsýz olmalarý Türk ülkücülüðünün bir diðer görüþü, düþüncesidir. Bunun için millî doktrinin önemli bir ilkesi olarak ülkücülüðü almýþ bulunmaktayýz.
Türk milliyetçilerinin ülkücülük tarifinin sýnýrlarý içinde bulunacak görüþleri, fikirleri ancak genel olarak iþaret etmiþ bulunmaktayýz. Türk ülkücülüðünün hedef aldýðý düþünceler genel olarak belirtilmiþ olan bu fikirlerden ibaret deðildir. Ülkücülüðümüzün içerisinde her mesleðe mensup Türk milliyetçilerinin kendi mesleklerinde en ileri, en yüksek ve gerek kendi milletimiz için. gerek insanlýk için en çok yararlý neticeleri elde etmek görüþü de yer alacaktýr. Bir Türk Milliyetçisi kendi toplumu için, kendi milleti için idealizmi daima göz önünde bulunduracak, bu genel idealizm prensipleri ile birlikte kendi sahasý, kendi branþý ile ilgili çalýþmalarýnda da bu temel ve genel mahiyetteki ülkücülüðün esaslarýna uygun, onunla bütünleþmiþ bir hâlde kendi branþý ile ilgili ülkücülüðünü de tespit edip güdecektir. Ülküler uzak hedeflidir, uzun vadelidir. Bir ülkünün hemen yarýn gerçekleþmesi mümkün olmayabilir. Ülküler önümüzdeki yýllarý, önümüzdeki yüzyýllarý kapsayabilir. Ama ülkü insanýnýn kalbini aydýnlatan bir ýþýktýr. Ülkü insanlara yönünü tayin etmesini saðlayan bir kýlavuzdur. Milletler için de millî ülkü, milletin kýlavuzu, milletin yolunu aydýnlatan güneþidir. Ülküsüz insan çamurdan bir varlýk gibidir. Ülküsüz insan dümensiz, pusulasýz bir gemi gibidir. Bunun için her Türk milliyetçisi, her Dokuz Iþýkçý mutlaka ülkücü olacaktýr, mutlaka ülkü sahibi bulunacaktýr. Hem milli ülkü sahibi olacaktýr, hem insanî ülkü sahibi olacaktýr, hem de kendi mesleðiyle ilgili ülkücü bir kiþiliðe sahip olacaktýr ki, hem de kendi mesleðinde baþarýlý, yararlý bir kiþi olarak geliþsin hem de mensup olduðu topluma, milletine yararlý hizmetler yapsýn,insanlýða yararlý faaliyetler gösterebilsin. Bunun için Dokuz Iþýk doktrininin çok önemli ilkelerinden olan ülkücülüðe büyük deðer vermekteyiz.
Ülkücüyüz! Ýnsanlýk ailesi, yeryüzünde yaþayan bütün insanlar, milletler denen ayný ayný üyelerin bir araya gelmesinden meydana gelir. Bir insan, insan olmak isterse, insanlýða hizmet etmek isterse, evvelâ kendi milletine hizmet etmeli, kendi milletini yükseltmeye, kendi milletini mutlu kýlmaya çalýþmalýdýr. Bunu yaptýðý takdirde ayný zamanda insanlýða da hizmet etmiþ olur. Çünkü bir insan kendi ailesini düþünür ve ona karþý vefalý kalýrsa, insanlýk duygulan en olgun seviyeye eriþeceði için, kendi ailesi dýþýndaki insanlara karþý da yaraný ve vefalý olur. Bir insan kendi milletine faydalý olamaz, kendi milletine karþý baðlýlýk duymazsa, onun insanlýðý düþünmekten bahsetmesi nihayet bir fantazi olur. Ýnsan, yetiþtiði topraðýn, yetiþtiði milletin refahýný, iyiliðini, saadetini ve þerefini temin etmelidir. Bunu yaptýðý takdirde, o millet insanlýðýn bir parçasý olduðu için, dolayýsýyla insanlýða da hizmet etmiþ olur.
Ülkücülüðümüz nedir? Ülkücülüðümüz; Türk milletini en kýsa yoldan en kýsa zamanda modern uygarlýðýn en üst seviyesine çýkarmak; mutlu, müreffeh hale getirmek; baðýmsýz, özgür, kendi haklarýna sahip bir hayata kavuþturmaktýr.
Kiþilere hürriyet, milletlere istiklâl baþta gelen prensiplerimizdendir. Ýnsanlar hür ve eþit haklara sahip olarak doðarlar. Kabiliyet ve görevlerinin dýþýnda insanlar haklarýna tam olarak sahip kýlýnmalýdýrlar.
Toplum içerisinde insanlar kiþisel liyakat ve kabiliyetlerine göre görevlendirilmeli ve bir sýraya konulmalýdýr. Bütün bunlarla beraber ayrýmsýz olarak herkese bir imkân eþitliði saðlanmalýdýr. Ýmkân eþitliði derken mücerret anlamda bir eþitlik anlaþýlmamalýdýr.
Bu ülkücülüðümüzün içine bu günkü sýnýrlarýmýzýn dýþýnda bulunan Türklere ait herhangi bir þey girer mi?
Türk adý taþýyan herkes bizim sevgi ve ilgimizin çevresi içindedir. Bundan vazgeçemeyiz. Bu her milletin tabiî hakký olduðu gibi Türk milletinin de tabii hakkýdýr. Bu günün Birleþmiþ Milletler Anayasasý, yeryüzünde yaþayan her millete “kendi mukadderatýna hâkim olma” (þelf determination) dedikleri prensibi kutsal bir prensip olarak ilân etmiþtir. Bugün Afrika’da yaþayan ve bugüne kadar hiçbir baðýmsýz devlet kuramamýþ olan Zencilere dahi, kendi mukadderatýna hâkim olma (þelf determination) hakký kutsal bir hak olarak tanýnýr ve bunlarýn her biri yabancý boyunduruðundan, sömürgecilerin elinden kurtulup baðýmsýzlýðýný alýrken, baþkalarýnýn boyunduruðu altýnda tutsak bulunan Türklerin tutsaklýktan kurtulmasýný istemek, dilemek, bunun için iyi niyetler taþýmak, Türk olan herkes için en tabiî ve kutsal bir haktýr.
Fakat biz ülkücülüðümüzde daima gerçekçi olmayý ve giriþilecek faaliyetlerde Türkiye’yi hiçbir zaman tehlikelere, risklere, , maceralara sürüklemeyecek bir yol üzerinde bulunmayý esas kabul ederiz. Ülkücülüðümüz bir macera fikri deðildir. Ülkücülüðümüz, Türk milletinin en kýsa, yoldan, en kýsa zamanda modern uygarlýðýn en üst kademesine yükseltilmesi, müreffeh, mutlu bir hayata erdirilmesi, kendi gücüyle ayakta durabilecek bir hâle getirilmesi ve her çeþit korkudan, baskýdan uzak olarak, hür, müstakil yaþamasý ülküsüdür. Bu ülkü ayný zamanda Türk olan herkese karþý ilgi ve sevgi göstermeyi, onlarýn mutluluðunu dilemeyi ve onlarýn mutluluðunu, Türkiye’yi risklere, tehlikelere maruz býrakmadan, býrakmaksýzýn, býrakmamak þartýyla saðlamaya çalýþmayý içine alan bir ülkücülüktür.